Tudor'a da teşekkür ediyorum. Fatih Hoca'nın oyun düzenine adapte olabilecek hazır bir takım bıraktı çünkü. Bazı isimler haricinde fizik sorunumuz hiç olmadı. Tudor'dan kaynaklı sıkıntı kendi kurduğu iyi düzeni bozmasıydı. Özellikle büyük maçlarda çok fazla rakiplere göre kurgulanmadı mı? Oysa bu kadronun böyle bir oyuna ihtiyacı yoktu, Fatih Terim gösterdi işte.Yaz döneminde yaşanan değişimde, transferlerde, lige iyi başlangıç noktasında Tudor'un önemli bir payı var. Kendi düzenini bozdu, devamında futbolcularla sorun yaşamaya başladı ve ipler elinden kaçtığında da bir daha toparlaması mümkün olmadı. Tudor'la şampiyon olma imkanı yoktu, önce bunu bir kabul edelim. Mental anlamda bitmiş, deplasman fobisi oluşmuş ve büyük maç kazanamayan bir Galatasaray izliyorduk.Östersunds hezimeti de tarihe geçse de kadronun değişimi, transferler ve lige iyi başlangıç derken onu unuttuk. Sonrasında Östersunds'un yaptığı iyi işlerle birlikte de "şanssız kuraymış" düşüncesini kabul ettik. Büyük futbolcularımız var ve bu isimleri idare etmek, daha doğrusu onların size saygı duymasını sağlamak oldukça zor. Tudor için Galatasaray önemli bir fırsattı ama bunu iyi kullandığını söyleyemem.Fatih Terim'in Galatasaray'ın başına gelmesi ise büyük bir kırılma noktasıdır. O andan itibaren lig bizler için yeniden başladı. Burada taraftarın altını çizmek lazım, özellikle Ultraslan. Tudor'un gidişi ve Fatih Terim'in dönüşü, Dursun Özbek yönetiminin de sonu noktasında gösterdikleri duruşun önemi büyüktü. Bir anlamda taraftar ihtilali izledik ve işin başına Fatih Terim geldiğinde sonuca gitmeyi başardık.İtiraf etmeliyim ki Fatih Terim'in Dursun Özbek'in yönetiminin olduğu yere geleceğini sanmıyordum. Sezon ortasında olmamız, kendi takımı olmamış olması da onun adına bir ilk. Bu arada işi de zorlaştırıldı. Eminim ki imza attığı gün planları farklıydı. Ocak ayında Nagatomo haricinde transferimiz yok, daha önemlisi de Badou Ndiaye'nin kaybı. Kağıt üzerinde sezon başına oranla daha güçlü bir kadromuz olmadığını söyleyebilirim.Fatih Hoca'nın neden büyük bir futbol adamı olduğunun imzasını yaşadık. Tudor kalsaydı Ocak ayında ilk gidecek isim Donk'tu. Fatih Hoca ise Donk'u kazandı ve Fernando'nun beklenenden uzun süren sakatlığını, hem de Badou Ndiaye'nin yokluğunu bu şekilde dindirdi. Sadece o da değil, Garry Rodrigues başta olmak üzere futbolcuların sağladığı büyük bir gelişim var. Buna Muslera'nın fabrika ayarlarına dönmesi de dahil, şu 0 kulübeden almaya çalıştığı katkı da.Zayıf bir kulübemiz var. Tudor kestirip attı ve kenara bakmadı bile. Fatih Hoca ise kimden ne alırım diye uğraştı. Alabildiği katkı yine kısmen. Linnes ayaklandı, Sinan Gümüş kritik işler yaptı ama 3. bir isim yazmak zor mesela. Önemli olan bunu denemek, futbolcuna sahip çıkmak. "Ben seni düşünmüyorum, kafana göre takılmakta özgürsün" demek değil olay.Ligin 2. yarısında da devam eden bir deplasman sorunu vardı. Sivasspor, Kasımpaşa ve Gençlerbirliği mağlubiyetleri yüzünden yarış son haftaya kaldı. İç sahada zaten iyiydik, hocayla birlikte bunu geliştirdik. Burada altı çizilesi nokta oynanan büyük maçlardı. Başakşehir ve Beşiktaş galibiyetleri, Fenerbahçe deplasmanında elden kaçan 3 puan. Her ne kadar deplasman sıkıntısı desek bile son 3 deplasmanda gelen 9 puan var. Ligi 5'de 5 yaparak bitiyoruz, final haftalarında olabilecek en iyi sonucu alarak.Bir de bizim sıkıntılı bir fikstürümüz vardı. Hani Tudor'un çakıldığı ve oradan pay biçerek "Galatasaray buradan çıkamaz" denilen. Bir tek Gençlerbirliği mağlubiyeti var, o virajı da olabilecek en iyi şekilde aldığımızı düşünüyorum. Hoca her geçen hafta ipleri daha sıkı şekilde eline aldı ve bu kendi kurmadığı, birçok sorunu olan kadroyu müthiş yönetti. Hazır bir takımdı, birkaç isim haricinde onun felsefesine uyan futbolcular ama çoğu mental problemli.Denayer, Donk, Linnes, Garry Rodrigues gibi kazanımları konuşuyoruz. Gelecek sezon mutlaka üzerine koyacağız ve daha alternatifli bir kadro kurmak hedef olacak. Uefa yaptırımları ne ölçüde olur bilmiyorum, onu gördükten sonra konuşmak en doğrusu. Fatih Hoca'ya bu noktada güveniyorum, doğru bir yapılanma uygulayacağından eminim..
Fatih Terim'in Galatasaray'ın başına gelmesi en büyük kırılma noktası
published on 03:41
leave a reply
Tudor'a da teşekkür ediyorum. Fatih Hoca'nın oyun düzenine adapte olabilecek hazır bir takım bıraktı çünkü. Bazı isimler haricinde fizik sorunumuz hiç olmadı. Tudor'dan kaynaklı sıkıntı kendi kurduğu iyi düzeni bozmasıydı. Özellikle büyük maçlarda çok fazla rakiplere göre kurgulanmadı mı? Oysa bu kadronun böyle bir oyuna ihtiyacı yoktu, Fatih Terim gösterdi işte.Yaz döneminde yaşanan değişimde, transferlerde, lige iyi başlangıç noktasında Tudor'un önemli bir payı var. Kendi düzenini bozdu, devamında futbolcularla sorun yaşamaya başladı ve ipler elinden kaçtığında da bir daha toparlaması mümkün olmadı. Tudor'la şampiyon olma imkanı yoktu, önce bunu bir kabul edelim. Mental anlamda bitmiş, deplasman fobisi oluşmuş ve büyük maç kazanamayan bir Galatasaray izliyorduk.Östersunds hezimeti de tarihe geçse de kadronun değişimi, transferler ve lige iyi başlangıç derken onu unuttuk. Sonrasında Östersunds'un yaptığı iyi işlerle birlikte de "şanssız kuraymış" düşüncesini kabul ettik. Büyük futbolcularımız var ve bu isimleri idare etmek, daha doğrusu onların size saygı duymasını sağlamak oldukça zor. Tudor için Galatasaray önemli bir fırsattı ama bunu iyi kullandığını söyleyemem.Fatih Terim'in Galatasaray'ın başına gelmesi ise büyük bir kırılma noktasıdır. O andan itibaren lig bizler için yeniden başladı. Burada taraftarın altını çizmek lazım, özellikle Ultraslan. Tudor'un gidişi ve Fatih Terim'in dönüşü, Dursun Özbek yönetiminin de sonu noktasında gösterdikleri duruşun önemi büyüktü. Bir anlamda taraftar ihtilali izledik ve işin başına Fatih Terim geldiğinde sonuca gitmeyi başardık.İtiraf etmeliyim ki Fatih Terim'in Dursun Özbek'in yönetiminin olduğu yere geleceğini sanmıyordum. Sezon ortasında olmamız, kendi takımı olmamış olması da onun adına bir ilk. Bu arada işi de zorlaştırıldı. Eminim ki imza attığı gün planları farklıydı. Ocak ayında Nagatomo haricinde transferimiz yok, daha önemlisi de Badou Ndiaye'nin kaybı. Kağıt üzerinde sezon başına oranla daha güçlü bir kadromuz olmadığını söyleyebilirim.Fatih Hoca'nın neden büyük bir futbol adamı olduğunun imzasını yaşadık. Tudor kalsaydı Ocak ayında ilk gidecek isim Donk'tu. Fatih Hoca ise Donk'u kazandı ve Fernando'nun beklenenden uzun süren sakatlığını, hem de Badou Ndiaye'nin yokluğunu bu şekilde dindirdi. Sadece o da değil, Garry Rodrigues başta olmak üzere futbolcuların sağladığı büyük bir gelişim var. Buna Muslera'nın fabrika ayarlarına dönmesi de dahil, şu 0 kulübeden almaya çalıştığı katkı da.Zayıf bir kulübemiz var. Tudor kestirip attı ve kenara bakmadı bile. Fatih Hoca ise kimden ne alırım diye uğraştı. Alabildiği katkı yine kısmen. Linnes ayaklandı, Sinan Gümüş kritik işler yaptı ama 3. bir isim yazmak zor mesela. Önemli olan bunu denemek, futbolcuna sahip çıkmak. "Ben seni düşünmüyorum, kafana göre takılmakta özgürsün" demek değil olay.Ligin 2. yarısında da devam eden bir deplasman sorunu vardı. Sivasspor, Kasımpaşa ve Gençlerbirliği mağlubiyetleri yüzünden yarış son haftaya kaldı. İç sahada zaten iyiydik, hocayla birlikte bunu geliştirdik. Burada altı çizilesi nokta oynanan büyük maçlardı. Başakşehir ve Beşiktaş galibiyetleri, Fenerbahçe deplasmanında elden kaçan 3 puan. Her ne kadar deplasman sıkıntısı desek bile son 3 deplasmanda gelen 9 puan var. Ligi 5'de 5 yaparak bitiyoruz, final haftalarında olabilecek en iyi sonucu alarak.Bir de bizim sıkıntılı bir fikstürümüz vardı. Hani Tudor'un çakıldığı ve oradan pay biçerek "Galatasaray buradan çıkamaz" denilen. Bir tek Gençlerbirliği mağlubiyeti var, o virajı da olabilecek en iyi şekilde aldığımızı düşünüyorum. Hoca her geçen hafta ipleri daha sıkı şekilde eline aldı ve bu kendi kurmadığı, birçok sorunu olan kadroyu müthiş yönetti. Hazır bir takımdı, birkaç isim haricinde onun felsefesine uyan futbolcular ama çoğu mental problemli.Denayer, Donk, Linnes, Garry Rodrigues gibi kazanımları konuşuyoruz. Gelecek sezon mutlaka üzerine koyacağız ve daha alternatifli bir kadro kurmak hedef olacak. Uefa yaptırımları ne ölçüde olur bilmiyorum, onu gördükten sonra konuşmak en doğrusu. Fatih Hoca'ya bu noktada güveniyorum, doğru bir yapılanma uygulayacağından eminim..
0 yorum: